Uluslararası ticarette tedarik zinciri planlaması ve finansal risk yönetimi, şirketlerin sürdürülebilir büyümesi için temel bir iş pratiğidir. Ancak son dönemdeki makroekonomik dalgalanmalar bu süreçleri zorlaştırıyor. İngilizce kaynaklı orijinal metinden derlenen bu Türkçe DUNS haberleri özetine göre, yayımlanan 2025 İkinci Çeyrek Küresel İş İyimserliği raporu, işletmelerin geleceğe yönelik beklentilerindeki zayıflamanın devam ettiğini gösteriyor. Raporda, küresel iş iyimserliğinin bir önceki çeyrekteki yüzde 12,9'luk sert düşüşün ardından yüzde 1,3 oranında daha gerilediği belirtiliyor. Bu durumun temel nedenleri arasında artan ticaret korumacılığı ve yüksek faiz oranları yer alıyor.
Finansal Güven ve Yatırım Beklentilerinde Gerileme
Açıklanan gelişmeye göre, işletmelerin finansal güven seviyelerinde belirgin bir daralma yaşanıyor. Küresel İşletme Finansal Güven Endeksi, yüksek sermaye maliyetleri ve zayıflayan büyüme beklentilerinin etkisiyle yüzde 8,6 oranında azaldı. Kaynak metinde, özellikle büyük ölçekli işletmelerin bu durumdan daha fazla etkilendiği ve enflasyonun yeniden yükselme ihtimalinin şirket operasyonları üzerinde baskı yarattığı vurgulanıyor.
Yatırım ve tedarik zinciri tarafında da benzer bir durgunluk gözlemleniyor. Küresel İşletme Yatırım Güven Endeksi, 2025 yılındaki faiz indirimi hızına dair belirsizlikler nedeniyle yüzde 0,6 oranında düştü. Sermaye harcamaları konusunda iyimser olan işletmelerin oranı bir önceki çeyrekte yüzde 77 iken, bu dönemde yüzde 69'a geriledi. Tedarik zinciri sürekliliği endeksi ise küresel ticaret dinamiklerindeki değişimler ve iş gücü eksiklikleri sebebiyle yatay bir seyir izledi.
Sektörel bazda incelendiğinde, ihracata dayalı endüstrilerde karamsarlığın daha yüksek olduğu görülüyor. Kaynağa göre otomotiv, elektrik ve metal sektörleri, artan gümrük tarifeleri ve talep dalgalanmaları nedeniyle maliyet baskılarıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Güney Kore ve Japonya'daki firmaların değişen ticaret politikalarından doğrudan etkilendiği belirtiliyor.
İşletmelerin bu belirsizlik ortamında finansal dayanıklılıklarını artırmaları için tedarikçi ağlarını çeşitlendirmeleri ve nakit akışlarını yakından izlemeleri öneriliyor. Ayrıca, sınır ötesi ticari ilişkilerde şeffaflığı sağlamak adına iş ortaklarının güncel risk durumlarını düzenli olarak değerlendirmek faydalı olacaktır.